26 5 / 2012
22 4 / 2012
“Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen öyle olur, her şey üstüste gelir.
Polis olmasaydım katil olurdum çünkü sahici bir sarstıntı sahte bir dengeden iyidir.
Binlerce ceset, binlerce katil, ve bir evlilik gördüm.
Seni, intihar ettiğin gün tanıdım kızım.
Seninle o gün barıştım.
Şimdi sadece geceleri yapayalnız ve yalınayak anlayabildiğim şeyler var.
Şimdi benim de yalanlara inanmaya ihtiyacım var.
Bütün çaresiz insanlar gibi… Dağılan bir okul gibi…
Acılarımız da birbirine benziyor artık kızım.
Birbirine benzeyen parmaklar gibi ama her birinin eşsiz bir izi var.
Bazen gözlerim dalıyor karanlıkta ama fısır fısır konuşmaya başlıyorsun yine kulağımın dibinde.
Hiç susmuyorsun, ağlamama asla müsade etmiyorsun.
Her şey affedildi babacık diyorsun hiç ayrılmayacağız diyorsun.
Keşke hep yanımda olsaydın diyorum öyle konuştğunu duyunca.
Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyorsun sen bana
Ama kar taneleri birbirine benzemez ki kızım. Cesetler de benzemez.
Ama bir cinayet başka bir cinayeti hatırlatır her zaman.
Koşan atlar düşen atları hatırlatır.
Yağmur yağar.. durur.. tekrar başlar…
Yanlış yolda yürümek doğru yolda beklemekten iyidir. Beşikten mezara kadar…
Karanlıkta herkesle çarpışabilir insan.
Yalan mı söylüyorum sana? Affet beni kızım, affet!
Bir sürü doğru söyledik ama hiç burnumuz kısalmadı ki kızım!”
(Arkada çalan şarkılar sırasıyla: Pilli Bebek - Fotoğraf, Pilli Bebek - Berrak)
21 4 / 2012
Karuan - Reflections Of A Poem
Mephisto’dayım. Dalmışım kitaplara, albümlere. Girişte sağdaki etnik albümlerden, alt kattaki Hard Rock-Heavy Metal albümlerine kadar, ne varsa atıyorum hafızaya. Şaka şaka telefona not alıyorum… derken bir parça çalmaya başladı. Hafiften kendimi kaptırdım müziğe, elimle ritim tutuyorum.
Ardından şarkının ortalarına doğru bizim buralardan bir ezgi duydum. “Nasıl ya?” dedim. Hemen dikkat kesildim. Bir dengbej ağıt(kilam) yakıyordu. Bir chill-out eserinde Doğu tınıları duymak beni şaşırtmıştı ve cezbetmişti. Gittim görevliye şarkının adını ve DJ’in adını sordum:
Karuan - Reflections Of A Poem
Eve gelir gelmez de araştırmaya başladım.
Kürt asıllı müzisyen olan Karuan, Viyana doğumlu ve yaşamını Viyana’da sürdürüyor. Kürt müziğinden ilham alan Karuan, kendi solo projeleri üzerinde çalışmaya başladı. Zamanla elektronik müziğe yönelince, farklı kültürleri birleştirerek kendine has müziğini oluşturuyor. (Ayrıntılı bilgi için: http://www.karuan.com )
Reflections Of A Poem, Pop Arif isimli albümde yer alıyor. Albümdeki diğer şarkıları da dinleyince, hemen ısınıyorsunuz ve yerinizde duramıyorsunuz. Bu topraklarda var olan tınıları şarkılarına öyle güzel serpmiş ki, “işte budur kaliteli müzik!” diyebiliyorsunuz.
Diyeceğim şudur ki; dinleyiniz, dinletiniz.
Dinlemek için:
Circles http://www.youtube.com/watch?v=TBrmabIL5yw
The Holy Is Under the Light http://www.youtube.com/watch?v=FZeDx_A5I9Q&feature=related
Poem of the Five Finger Family http://www.youtube.com/watch?v=YEb5KXk8IF0
Trainstation Without Fascists http://www.youtube.com/watch?v=ldw-oyShljc&feature=related
Chocolate Distance http://www.youtube.com/watch?v=DL5zJBjt88I&feature=related
19 4 / 2012
“Hele gel bi’ anlat yiğenim”
Tarih 14 Şubat. Sevgililer gününde üç sap arkadaş Ankara’dayız; ODTÜ Fizik Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olan Bilge Demirköz ile röportaj yapıyoruz. Röportaj da ne röportaj ama. Pür dikkat Bilge Hocayı dinliyoruz.
Röportaj sırasında konu umuttan, hayallerden ve hedeflerden açılıyor. Bilge Hoca tek tek soruyor:
-“Sen ne yapmak istiyorsun, hayalinde ne var?” diye.
İki arkadaşım da hayallerini, yapmak istediklerini-yaptıklarını anlatıyor, bir saniye bile düşünmeden. Sıra bana gelince:
-“Vallahi Hocam… şimdi… yani…”
Bir hayalimin bile olmadığını o an fark ettim. Bir hedefim olmadan günlerimi çar çur ettiğimi fark ettim. Kendime yediremiyordum bunu, böyle bir çocuk değildim çünkü.
Eskiden idealleri olan bir çocukken, şimdiyse ağız ishalliği yapan boş bir adam oldum çıktım.
Ne bir umudum var, ne de bir hedefim. Evet. Bazı şeyleri doğru düzgün ilerlettiğim oluyor ders olsun, dergi olsun. Onlarında sebebi planlı programlı oluşum. Öyle hırsımdan değil yani.
Bu hedefsizliğimin, isteksizliğimin de devam etmesinden korkmuyor değilim. Bir şey olsa da ona odaklansam, gecemi gündüzümü ona versem, sonunda gelen başarıyı tatsam…
Bakma bu konuda mutsuzum da keyfim yerinde be okur. Ne biliyim, öyle işte…
10 3 / 2012
“Artık hayallerimin peşinden gidip, bana güvenen bir iki dost ile yeni şeyler yapacağım.”
Son 1-2 haftadır kalbim ağrıyor. Yok yok hasta falan değilim. Stresten, çok düşünmekten olsa gerek. Kalbim “tazeliğe merhaba” diyemeyip çürümekte olan bir arkadaşlığa ev sahipliği yapıyor çünkü. Yediremiyor tabi kendine. Söz vermişti ona, hiç bırakmayacaktı onu. Hep yanında olacaktı.
Ta ki umutlarını boşa çıkarana dek.
Hayatım boyunca insanlara hep değer verdim. Mutlu, huzurlu olmayı bu şekilde sağlıyordum. Karşımdakini güldürmek, ondan daha çok gülmeyi sağlıyordu bana. Mutluluk en büyük silahımdı benim.
Ama sen yanlış kullandın bunu. Yanlış şeylere sürükledin beni. Yanlış düşüncelere, duygulara sürükledin beni. Sen kullandın beni.
Hep uğraştım. İnan çok uğraştım. Şöyle bir dönüp baktığımda, dönüp baktığında neler yaptığımı göreceksin senin için. Ama o güveni hissedemedim, o değeri hissedemedim ben. Bir ufak söz bile hissettirirdi halbuki.
Bu yüzden ağrıyor kalbim. Çocuk çocuk hareketler yapan “çocuk ruhlu” bir adamın içinde bir ölüyü yerleştirdin çünkü.
Çıkıp geleceksin belki de. “Yanlış anladın.” diyeceksin. “Bittim, mahvoldum ben. İyi değilim.” diyeceksin. İnan hiçbiri inandırıcı gelmiyor artık bana.
“Artık hayallerimin peşinden gidip, bana güvenen bir iki dost ile yeni şeyler yapacağım.”
06 5 / 2011
"
Her insan mutlu olamaz…
Çünkü gereğinden fazla özler dünü,
Hak ettiğinden fazla düşünür yarını,
Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü…Her insan mutlu olamaz…
"
Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları,
Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri,
Ve asla göremez yanı başındakileri…
